Yaşam

Ders ziline 48 saat kala zihinsel hazırlık yapılmalı

İlk, orta ve lise kademesindeki öğrenciler, yarıyıl tatilinin ardından okula dönmeye hazırlanıyor. Okul zilinden önceki 48 saatin zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evre olduğunu söyleyen İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmenin, erken uyumanın ve akşam saatlerinde ekran kullanımının sınırlandırılmasının okula zihinsel olarak hazırlanmaya katkı sağlayacağını söyledi.
İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, iki haftalık sömestr tatilinin sona ermesinin ardından okula uyum sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Geçiş dönemi zorluğu yaşanabilir
İki haftalık bir aradan sonra okulun kurallı yapısına dönmenin, çocuklarda konfor alanından çıkmanın yarattığı doğal bir direnç oluşturabileceğini belirten Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte çocuklarda ‘okula gitmek istememe, ‘odaklanma güçlüğü’ veya sabahları görülen ‘aşırı isteksizlik’ en sık rastlanan durumlardır. Bazen bu psikolojik süreç; karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerle (psikosomatik belirtiler) kendini gösterebilir. Ebeveynler bu tepkileri, birer disiplin sorunu veya şımarıklık olarak değil, çocuğun yeni düzene alışmaya çalışırken yaşadığı bir ‘geçiş dönemi zorluğu’ olarak görmeli ve sabırlı bir tutum sergilemelidir” tavsiyesinde bulundu.
Uyku saati erkene çekilmeli
Okula alışma sürecinde uyku düzeninin sağlanmasının önemli olduğunu belirten Banu Dirice Karcı ,“Uyku düzeni, sadece fiziksel bir dinlenme süreci değil, çocuğun gün içinde karşılaştığı duygusal stresle başa çıkma kapasitesini belirleyen en temel unsurdur. Tatil sonrası uykusuz kalan bir çocukta gözlemlenen huzursuzluk ve tepkisellik, aslında yorgun düşen sinir sisteminin bir savunma mekanizmasıdır. Bu noktada uyku saatini kademeli olarak erkene çekmek ve uyku öncesinde çocukla yapılacak samimi, sakin sohbetlerle günün değerlendirmesini yapmak, zihninin yeni güne karşı güvende ve hazır hissetmesini sağlar” dedi.
İlk hafta uyum sürecine odaklanılmalı
Okula adaptasyonu kolaylaştırmak adına, ilk hafta akademik performanstan ziyade okula uyum sürecine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Banu Dirice Karcı, “İlk hafta çocuğun bilişsel kapasitesini zorlamadan rutinlere dönüşü desteklenmelidir. Buna ek olarak, yeni dönemde işlenecek konulara dair yapılabilecek ufak ve keyifli ön hazırlıklar, akademik bir baskıdan ziyade zihinsel bir ‘ısınma turu’ işlevi görerek çocuğun derslere karşı yabancılık çekmesini önleyecektir” diye konuştu.
Teknoloji ve ekran kullanımı sınırlı ve kontrollü olmalı
Genel olarak teknoloji ve ekran kullanımının sınırlı ve kontrollü şekilde olması gerektiğini kaydeden Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte de teknoloji ve ekran kullanımını kademeli olarak azaltmak, beynin dopamin dengesini koruyarak odaklanma becerisini arttırır. Özellikle, akşam saatlerinde ekran kullanımını sınırlayıp ev içi uyaranları düşürmek, beyindeki kaygı seviyesini azaltarak çocuğun ertesi günün sorumluluklarını birer tehdit olarak değil, yönetilebilir görevler olarak algılamasına olanak tanır” dedi.
48 saat önceden zihinsel hazırlık yapılmalı
Okula başlamadan birkaç gün önce evde yapılabileceklere de değinen Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, “Okul zilinden önceki 48 saat, zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evredir. Ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmek, biyolojik hazırlığı başlatır. Çantanın birlikte düzenlenmesi veya okul kıyafetleriyle birlikte kullanılacak küçük bir kişisel aksesuarın (sevdiği bir çanta süsü, toka veya saat gibi) seçimi türünden hazırlıklar, beynin ‘hazırlık’ moduna geçmesini sağlayan önemli sinyallerdir” diye konuştu. 
Yoğun tempodan şikâyet edilmemeli
Ebeveynleri kaygılarını çocuğa hissettirmemesi gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu evrede en kritik nokta, ebeveynlerin kendi kaygı ve yakınmalarını çocuğun yanında dile getirmemesidir. Yetişkinlerin okulun getirdiği yoğun tempodan şikâyet etmesi, çocuğun okulu bir “yük” olarak kodlamasına neden olabilir. Ayrıca bu süreçte başvurulan ‘tatil bittiği için üzülme’ gibi duyguları baskılayıcı söylemler yerine; çocuğun duyguları ifade etmesine izin verilmeli, sonrasında okulda özlediği bir arkadaşını veya sevdiği bir aktiviteyi hatırlatmak gibi pozitif bir odak noktası oluşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; tatilin bittiğine değil, okulun sunduğu sosyal kazanımlara, yeni keşiflere ve bireysel başarı duygusuna vurgu yapan dürüst bir iletişim dili, öğrencinin psikolojik dayanıklılığını pekiştirerek süreci bir krizden gelişim fırsatına çevirecektir.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu